İznik Konseyi nedir? - Sorular
Ana Sayfa » Sorular » İznik Konseyi nedir?

İznik Konseyi nedir?

print
email
En son güncelleme 14 Ocak 2013, 12:25 İleten: timoteus

İznik Konseyi nedir, hristiyanlıkla ne ilgisi var ?

znik Konseyi

M.S. 324 yılında Konstantin, Edirne yakınlarında bir meydan savaşında son rakibi Likinyus’u yenip büyük Roma İmparatorluğu’nun tek egemeni oldu. Konstantin, bugünkü İstanbul olan Bizans şehrini başkent olarak seçtikten sonra, ona yeni ‘Konstantinopolis’ adını verdi.

M.S. 312 yılında Milvian Köprüsü meydan savaşında Konstantin Mesih İnanlıları’nın (Hıristiyanların) inandıkları Tanrı’ya yalvararak rakibi Maksentyus’u yenmiş ve bu zaferin sonucu Hıristiyanlığı kendi dini olarak benimsemişti. Bazıları Konstantin’in ancak siyasal nedenlerle Hıristiyanlığı kabul ettiğini düşündükleri halde, kuşku yok ki, o kendisinin gerçek Mesih İnanlısı olduğu iddiasında bulunuyordu. Hemen hemen üç yüz yıldan beri Mesih İnanlıları hor görülen bir azınlık halinde kalmış, puta tapan imparatorlarla valilerin elinden korkunç zulüm ve işkenceler görmüşlerdi.

Oysa İmparator Konstantin’in zamanında Hıristiyanlık, ilk defa olarak yalnız hoşgörü değil, saygı gören ayrıcalıklı bir din oldu.

Roma İmparatorluğu’nun bazı kısımlarında Katoliklerle Donatçılar (Adını kurucusu Donat’tan alan bir Mesih İnanlıları mezhebidir) arasında ortaya çıkan anlaşmazlığa çok üzülmüş olan Konstantin, doğudaki Mesih İnanlıları’nın durumunun daha iyi olacağını umuyordu ama bu hususta hayal kırıklığına uğrayacaktı.

Doğulu Mesih İnanları arasındaki anlaşmazlığın nasıl doğduğunu şimdi incelememiz gerekir. M.S. 318 yılında Mısır’ın İskenderiye kentindeki imanlılar topluluğunun ‘gözetmeni’ (başkanı) Aleksander ile onun yönetimi altında ‘ihtiyar’ (idareci) görevini yapan Aryus arasında bir fikir ayrılığı ortaya çıkmıştı. Aryus’a göre Aleksander Tanrı’nın birliği öğretisine o kadar önem veriyordu ki, görünürde Baba Tanrı, Oğlu İsa Mesih ve Kutsal Ruh arasında hiçbir fark yoktu; bunlar sadece aynı Varlığın üç adıydı.

Aryus ise bu yanlış düşünceden sakınırken aksi hataya düştü. İnançlarını M.S. 321 yılında arkadaşı İzmit’li Evsebyus’a yazdığı bir mektupta şöyle açıklıyor:

“(İnanıyoruz ki) Oğul (İsa Mesih) doğurulmamış değildir, kesinlikle doğurulmamış olan Tanrı’nın bir parçası değildir. Aynı zamanda Tanrı’dan daha aşağı bir özlem, yani maddeden ile yapılmış değildir. O, Baba Tanrı’nın iradesi ve amacıyla zamandan önce bütün anlamıyla Tanrı, değişmeyen biricik Oğul olarak mevcuttu. Oğul doğurulmadan, yaratılmadan önce yoktu; çünkü doğurulmamış değildi. Baskı
çekmemizin nedeni ‘Oğul’un başlangıcı vardı, ama Tanrı’nın başlangıcı yoktur’
dememizdir. Bunu da, O’nun ne Tanrı’nın ne de aşağı bir varlığın bir parçası
olmadığından söylüyoruz”.


Bu mektuptan anlaşılır ki, Aryus’a göre İsa Mesih ne tam anlamıyla Tanrı, ne de sadece bir insandır: Tanrı’nın özünden gelen ilk ve en yüce yaratığıdır. Bazı eserlerde ileri sürüldüğü gibi Aryus hiçbir zaman “İsa Tanrı’nın Oğlu değildir, kuludur aynı zamanda da resulüdür. Sizin, bizim gibi bir insandır, bunun haricinde hiçbir şey değildir” demedi. Böyle yanlış ifadeler, tarihsel kayıtlara değil, kişisel din
önyargılarına dayanmaktadır.

Sonunda Aleksander M.S. 321 yılında İskenderiye’de bir kurul toplatıp Aryus’u ihtiyar görevinden çıkarttı. Aryus ise doğuda birçok Mesih İnanlısı önderleri tarafından destekleniyordu. Böylece çekişme çabucak Mısır sınırlarının dışına yayıldı, doğudaki Mesih İnanlıları topluluğu da ikiye bölüneceğe benziyordu. Bu tehlikeyi önlemek için Konstantin, hem Aleksander’e hem de Aryus’a mektup gönderip aralarında aracılık etmeyi önerdi. Bu çabalar başarısız kalınca, Konstantin bütün Mesih İnanlıları topluluklarını temsil eden bir konsey toplattı. Konstantin’in amacı, Mesih İnanlıları topluluklarında mümkün olduğu kadar geniş ölçüde bir doktrin birliği sağlamaktı. Konstantin’in en büyük kaygısı imparatorluğunun istikrarı idi. Konseyin sonunda hangi dinsel görüşlerin benimseneceği ile pek ilgilenmiyordu.
Konstantin için asıl önemli olan, ne olursa olsun Mesih İnanlıları
önderlerinden oy birliğini sağlamaktı. İznik Konseyi’ni tarihte çok önemli bir
olay haline getiren iki husus vardı: konsey temsilcilerinin dünyanın her
yerinden gelmesi ve kilisenin (Mesih İnanlıları topluluğunun) devlet ile olan
yeni ilişkisi.

İznik Konseyi ile ilgili tek güvenilir bilgilerimiz, o zamanda veya az sonra yazılmış olan tarihsel belgelerde bulunmaktadır. Bu belgeler konsey başkanı olan Antakyalı Evstatyus’un bir eseri; Atanas’ın “İznik Konseyi’nin Kararları” adlı eseri (M.S. 350-354 yıllarında yazılmıştır) ve 369 yılında Kuzey Afrikalı gözetmenlere yazdığı bir mektup; Sezariye’li Evsebyus’un 325 yılında yazdığı bir mektuptan oluşmaktadır. İznik Konseyi ile ilgili aşağıda verilen bilgilerin hepsi bu üç yazarın eserlerine
dayanmaktadır.

Konstantin’in kendisinin de katıldığı konsey, M.S. 325 yılında 20 Mayıs’ta İznik’te toplandı. Temsilcileri dünyanın her yerinden çağrılan ilk kilise konseyi buydu. Bazıları İspanya ve İran gibi çok uzak yerlerden gelen üç yüz küsur Mesih İnanlısı önderi bir araya toplandı. Onların birçoğu Konstantin’den önceki imparatorların zamanında korkunç işkenceler görmüş olan iman kahramanları idi. İsa Mesih’e olan inançları için bazıları bağlanıp kör edilmiş, başkaları kolsuz bacaksız kalmışlardı. Onların tek suçu imparatorun putuna tapmayıp yalnız Tanrı’ya tapınmak istemeleri idi. Hiç kimse sanmasın ki, İznik Konseyi’nde toplananlar bir sürü açgözlü vicdansız
papazlardı; aksine, bunların büyük çoğunluğu gerçek Tanrı adamlarıydı.

Konsey’de Aryus’a karşı koyan en yetenekli konuşmacı genç ilahiyatçı Atanas’tı. Filistin’deki Sezariye gözetmeni (episkoposu) ünlü kilise tarihçisi Evsebyus orta bir görüşe sahipti. Evsebyus, Sezariye’de bulunan kendi topluluğunda yeni imanlıların vaftizinde kullanılan şu amentüyü (inançlar listesini) ileri sürdü:

“Her şeye gücü yeten, görülen ve görülmeyen bütün şeylerin Yaradanı olan bir tek Baba Tanrı’ya inanıyoruz:

Bir tek Rab İsa Mesih’e de inanıyoruz; Tanrı’nın Kelamı (Sözü), Tanrı’dan
Tanrı, Nurdan Nur, Hayattan Hayat, biricik Oğul, tüm yaratılan şeylerin İlk
Doğanı, bütün devirlerden önce Baba Tanrı’dan doğan, Kendi aracılığıyla her şey
yapılmış, kurtuluşumuz için insan bedeni alıp insanlar arasında yaşamış,
sıkıntı çekmiş, üçüncü günde ölümden dirilmiş, Baba’nın yanına yükselmiş ve
dirilerle ölüleri yargılamak için tekrar gelecek olan O’dur; ayrıca bir tek Kutsal Ruh’a inanıyoruz.”


Uzun tartışmalardan sonra İznik Konseyi’nde bulunan önderler İsa Mesih’in kişiliği konusunda Konstantin’in önerip İsa’ya uyguladığı terim ‘homo-usios’, yani ‘Tanrı’nın aynı öz varlığına sahip olan’ idi. Aryus’un İsa Mesih’in Tanrılığı ile ilgili düşüncelerinin İncil’e aykırı olduğuna karar verildi. Aryusçuların Mesih İnanlıları
topluluğundan çıkarılmasını sağlamak için Evsebyus’un amentüsü biraz
değiştirilip yeni bir şekle sokuldu. Değiştirilmesi şarttı, çünkü gereğinden
fazla geniş kapsamlıydı. İznik’teki konseyde hazırlanan ve bugünkü Mesih
İnanlıları mezheplerinin hemen hemen hepsince kabul edilen amentü şöyledir:

“Her şeye gücü yeten, görülen ve görülmeyen şeylerin Yaradanı olan bir
tek Baba Tanrı’ya inanıyoruz;

Bir tek Rab İsa Mesih’e de inanıyoruz: Tanrı’nın Oğlu, Baba’dan doğan,
biricik Oğul, yani Baba’nın öz varlığından oluşan, Tanrı’dan Tanrı, Nurdan Nur,
gerçek Tanrı’dan gelen gerçek Tanrı, yaratılmış değil, doğurulmuş, Baba’nın
aynı öz varlığına sahip olan, Kendi aracılığıyla gökteki ve yerdeki her şey
yapışmış, biz insanlar için ve kurtuluşumuz için gökten inmiş, insan bedeni
almış ve insanlar arasında yaşamış, sıkıntı çekmiş ve üçüncü günde ölümden
dirilmiş, göğe yükselmiş, dirilerle ölüleri yargılamaya gelecek olan O’dur;


Ve Kutsal Ruh’a da inanıyoruz.

Buna karşılık ‘Rab İsa’nın mevcut olmadığı bir devre vardı’, ‘O doğurulmadan önce yoktu’, ‘hiç yoktan meydana geldi’, ‘Tanrı’dan başka bir maddeden veya özden yaratıldı’, ‘değişebilir’ veya ‘başka bir hale gelebilir’ diye ileri sürenlere gelince, kutsal, evrensel ve havarilerin yolunda olan Mesih İnanlıları topluluğu onları lanetlemektedir.”

İznik Konseyi’nde bulunan 300 küsur Mesih İnanlıları önderinden yalnız Aryus ile iki yanlısı Teonas ve Sekundus yukarıdaki amentünün altını imzalamak istemediler. Bunlar sürgün edildi. Bu amentünün hiç kimseye kaba kuvvetle kabul ettirilmediğini önemle belirtmek gerekir. İznik Konseyi’nden önce birçok amentüler yazılmıştı ama hepsi sadece bir iki Mesih İnanlıları topluluğunda kullanılıyordu. İznik amentüsü ise,
dünyanın her yerinden bir araya gelen Mesih İnanlıları önderleri tarafından
dinsel inançların doğruluğunu denemek için hazırlanan ilk belge idi; böylece bu
belge, bütün inanlılar için geçerli olduğu iddia edilen ilk amentü sayılır. Yine de İznik Konseyi’nden sonra bile her yerel Mesih İnanlılar topluluğu (kilise) kendi amentüsünü türetmekte serbestti. Ta havarilerin yaşadığı 1.yüzyıldan beri Mesih İnanlıları topluluklarında böyle amentüler kullanılmıştı. Örneğin, M.S. ikinci yüzyılda Roma’daki topluluğun amentüsü şuydu:

“Her şeye gücü yeten Baba’ya;

Kutsal Ruh’tan ve bakire Meryem’den doğmuş, Pontiyus Pilatus’un emriyle çarmıha getirilmiş ve gömülmüş, üçüncü günde ölümden dirilmiş, göğe yükselmiş, Baba’nın sağında oturmakta ve oradan dirilerle ölüleri yargılamaya gelecek olan tek Oğlu Rabbimiz İsa Mesih’e; Ve Kutsal Ruh’a, kutsal topluluğu (kiliseye), günahların bağışlanmasına ve bedenin dirilişine inanıyoruz.”

Yeni Ahit’te (İncil’de) bile bazı amentüler vardır, örneğin, I.Korintliler 15:3-8:

“Kutsal Yazılar uyarınca Mesih günahlarımıza karşılık
öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden
dirildi. Kefas’a, sonra Onikiler’e göründü. Daha sonra da beş yüzden çok
kardeşe aynı anda göründü… Bundan sonra Yakup’a, sonra bütün elçilere
(havarilere), son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana (Pavlus’a) da göründü.”


İncil’de başka örnek olarak Romalılar 1:2-6, Filipililer 2:6-11, 1.Petrus 3:18-22 ve başka birçok pasajlar gösterilebilir. Buna göre İznik Konseyi’nin İsa Mesih’in öğretilerini bozup yepyeni bir inanç sistemi türettiğini ileri sürmek olanaksızdır. Konsey, sadece bütün gerçek Mesih İnanlıları’nın ta başlangıçtan beri inandıkları öğretileri düzenli ve tek yorumlu bir şekle soktu. Yalnız Yeni Antlaşma’yı (İncil’i)
Tanrı’nın esiniyle yazmış olan havarilerin değil, “Kilise Babaları” denilen
Klement, İgnatyus, Polikarp, İreneyus gibi havarilerin yetiştirdiği kimselerin
de aynı inançlara sahip olduklarını biliyoruz; çünkü hepsinin de yazıları hala
mevcuttur. Bir tek örnek verelim. İgnatyus M.S. 112 yılında Efeslilere
mektubunun 7. bölümünde şunları yazmıştır:

“Rabbimiz İsa Mesih yegane Hekimdir. Hem bedeni, hem
de ruhu vardır. Kadından doğmuş olmakla beraber başlangıcı yoktur. İsa insan vücuduna bürünmüş Tanrı’dır; ölümde gerçek yaşamdır; Meryem’in Oğlu ve Tanrı’nın Oğludur; önce sıkıntı çekmiş, sonra sıkıntıdan kurtulmuştur.”

İznik Konseyi’nde çözülen diğer sorunlar, imanlılar topluluğunun ve taşralı topluluk konseylerinin düzeni, gözetmenlerin (episkoposların) kutsanma töreni ve kıdem sırası ile çeşitli meselelerdi. Roma, Antakya ve İskenderiye, “eski geleneğe” uyarak üç en büyük gözetmenlik merkezi olarak tanındı; bu kentlerdeki imanlılar topluluklarının gözetmenlerine de “patrik” unvanı bağışlandı. Bu kararlar “İznik’in 20 kanunu” adlı belgede özetlenmiştir.

İznik’te tartışılan başka önemli bir konu, Paskalya bayramının kutlanacağı gündü. (Paskalya, İsa Mesih’in ölümünden dirilişini anma günüdür.) Mesih İnanlıları bu bayramı değişik günlerde kutluyorlardı. İznik Konseyi, Paskalya bayramının Musevilerin Fısıh bayramına en yakın düşen Pazar gününde kutlanacağına karar verdi. Eğer Fısıh bayramı zaten bir Pazar gününe rastlamışsa, Paskalya bayramı ondan sonraki Pazar gününe ertelenecekti.

Önemle belirtilmeli ki, M.S. 325 yılında toplanan İznik Konseyi, hangi kutsal
yazıların kabul edileceğini, hangilerinin de atılacağını kararlaştırmak için
toplanmadı. Konseye katılanların büyük bir yığın İncil’den dört tane sahte
İncil seçen vicdansız papazlar oldukları hikayesi, ortaçağda türetilen gülünç
ve çocukça bir yalandır.
İsa Mesih’e inananlar, Yeni Antlaşma’nın
(İncil’in) kapsadığı 27 kutsal yazıyı bir kilise konseyinin kararından dolayı
değil, o yazıların üstün değerinden dolayı kabul etmişlerdir. Konseyde hem
Aryus, hem de Atanas birbirine aykırı görüşlere sahip oldukları halde tezlerini
desteklemek için aynı İncil metnini kullanıyorlardı. Aryus, kullanılan sözlerin
İncil’den alınması şartıyla herhangi bir amentüyü kabul edeceğini açıkça belirtti.

İznik Konseyi’nden çok az önce M.S.170 yıllarında Roma’daki Mesih İnanlıları topluluğu, Tanrı’nın sözü olarak kabul edilebilecek kutsal yazıların bir listesini hazırladı. M.S. 1740 yılında Milano kentinde L.A. Muratori tarafından bulunan ve böylece “Muratori Kanonu” olarak adlandırılan bu liste şu yazıları onaylamıştır: Matta, Markos, Luka, Yuhanna, Elçilerin (Resullerin) İşleri, Pavlus’un 13 mektubu, Petrus’un 1. mektubu, Yuhanna’nın 1. Ve 2. mektubu, Yahuda’nın mektubu ve Esinleme (Vahiy) kitabı. Muratori Kanonu’nun söz etmediği tek İncil kısımları İbranilere mektup, Yakup’un mektubu, Petrus’un 2. mektubu ve Yuhanna’nın 3. mektubudur. Bu yazıların listede bulunmamasının nedeni bilinmiyor; belki Muratori Kanonu’nun bazı yerlerinin yırtılmış ve eksik olduğundandır. Ayrıca ilk dört yüzyılda bazı Mesih İnanlıları’nın İbranilere mektubu, Yakup’un mektubunu, Petrus’un ikinci mektubunu, Yuhanna’nın ikinci ve üçüncü mektuplarını ve Yahuda’nın mektubunu hemen kabul etmedikleri bilinmektedir. Buna rağmen bu altı mektup her zaman Mesih İnanlıları’nın çoğunluğunca kabul edilmiştir. İncil’in diğer kısımlarına gelince, bunlar Mesih İnanlıları tarafından başlangıcından beri Tanrı’nın Sözü olarak tanınmışlardır. M.S. 180 yılında ünlü Mesih İnanlısı yazar İreneyus, İncil’in Matta, Markos, Luka ve Yuhanna kısımlarından söz ederek şunları yazmıştır:

“Nasıl içinde yaşadığımız dünyanın dört bucağı… varsa,

ve nasıl kilise (Mesihçi topluluğu) bütün yeryüzüne

yayılmışsa böylece İncil’in her yönden ölümsüzlük

getiren ve insanların hayatını yeniden alevlendiren

dört direği olması doğaldır. İncil İmanlılar topluluğunun

direği, temeli, hayatı ve nefesidir. Bundan anlaşılır ki,

her şeyin mimarı olan… ve bütün şeyleri bir arada tutan

Tanrı’nın Sözü insanlara açıkça görünüp bize İncil’i

dörtlü olarak vermiştir; İncil’in bu dört kısmı Tanrı’nın

Ruhu’yla bir arada tutulmaktadır.”

Bundan görülür ki, İlk Mesih İnanlılar Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’nın kitaplarına ‘İncil’ler’ değil, ‘İncil’ derlerdi (Grekçe’de ‘İncil’ terimi ‘Müjde’ demektir.); bu dört kısım da “Matta’ya göre İncil (Müjde)”, “Markos’a göre İncil (Müjde)” v.b. olarak tanınırdı. İncil’in bu ilk dört kısmı İsa Mesih’in dünyaya getirdiği müjdeyi
anlatmaktadır. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna, Elçilerin (Resullerin) İşleri
kitabı, Pavlus’un ve diğer elçilerin (havarilerin) mektupları ve Vahiy kitabı,
toplu halinde “Yeni Ahit (Antlaşma)” diye adlandırılmıştır. Türkçede Yeni
Antlaşma’nın tümüne İncil de denilir.

Tekrar belirtilmeli ki, İznik Konseyi, ne İncil’in metnini tahrif etti, ne de insanlara sahte İncilleri zorla kabul ettirdi. İsa’nın Tanrılığına gelince, önceden gösterdiğimiz gibi İznik Konseyi yeni bir inanç uydurmamıştır. Zaten ilk yüzyıllarda Mesih İnanlıları veya Hıristiyanlık adını taşıyan hiçbir din akımı, İsa Mesih’in sadece bir insan
olduğuna inanmazdı. Aryus’a “İsa sadece bir insandır. Tanrı’nın kulu ve
peygamberidir” gibi sözleri atfedenler, bu sözleri kendi kafalarından
uydurmaktadırlar. İznik Konseyi’ne katılan Evstatyus, Atanas ve Sezariye’li Evsebyus, konsey hakkında tek tarihsel kaynaklarımızdır. Ne onların ne de Aryus’un
eserlerinde İncil’in değiştirilmesi ya da İsa Mesih’in sadece insan olması
konusunda bir şey belirtilmemiştir. Aryus’un kendisi M.S. 327 yılında İmparator
Konstantin’e yazdığı mektubunda şunları söyledi:

“Tek Tanrı’ya, her şeye gücü yeten Baba’ya inanıyoruz:

Ve O’nun Oğlu, Tanrı’nın Sözü olan Rab İsa Mesih’e inanıyoruz.
O Rab ki, bütün devirlerden önce Baba’dan doğruldu. Kendi aracılığıyla hem gökteki, hem yerdeki her şey meydana geldi, Kendisi aşağıya indi, insan bedeni aldı, sıkıntı çekti ve ölümden dirildi, göğe çıktı ve dirilerle ölüleri yargılamaya tekrar gelecek. Ve Kutsal Ruh’a, bedenin dirilişine, gelecek devrin hayatına, Tanrı’nın göksel egemenliğine ve yeryüzünün bir ucundan öteki ucuna kadar uzanan bir tek evrensel imanlılar topluluğuna inanıyoruz. Bu inançları Kutsal İncil’in ilk dört kısmından aldık; orada Rab İsa öğrencilerine şöyle söyledi: ‘Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin’ (Matta 28:19). Eğer biz bütün evrensel imanlılar topluluğu ve her yönden
güvendiğimiz Kutsal Yazıların öğrettiği gibi böyle inanmaz, Baba, Oğul ve
Kutsal Ruh’u kabul etmezsek, Tanrı, hem şimdi, hem gelecek olan Hüküm Günü’nde (Kıyamette) Yargıcımız olacaktır.”


Şurasını söyleyelim ki, dikkatle düşünmeyen bugünkü Mesih İnanlıları’nın birçoğu Aryus’un bu amentüsünü yüzde yüz kabul ederler! Aryus bizim inandığımız aynı İncil’e inanıyor, İsa’nın Tanrılığını da kısmen kabul ediyordu. Yalnız İsa’nın başlangıçsız olmadığına, yani yaratıldığına inanıyordu. Bu çok yanlış bir inanç olduğu için İznik Konseyi haklı olarak onu reddetti.
 

Yazı 4302 kez okundu
Etiketler: iznik konseyi
Kilisenin amacı nedir?
Önceki yazı
Kilisenin amacı nedir?

Kimler çevrimiçi

70 konuk ve 70 kullanıcı çevrimiçi.

Giriş

Aşağıdaki sağlayıcılardan birindeki mevcut hesabınızla giriş yapın.

gmail twitter openid
Bodrum Lutuf Kilisesi Rss Feeds Yukarı git