Rab’bin gözünde doğru olanı yapmak - Kilise Vaazları
Ana Sayfa » Kilise Vaazları » Rab’bin gözünde doğru olanı yapmak

Rab’bin gözünde doğru olanı yapmak

print
email
Ocak 20 2013, Paz, 15:33 İleten: timoteus

İnsanlara baktığınız zaman ne görüyorsunuz? Aklınızdan neler geçiyor? Ne düşünüyorsunuz onlar hakkında?

Rab’bin gözünde doğru olanı yapmak

Ayetler: 2.Krallar 21-25.bölümler

Vaazın tarihi: 14 Ağustos 2011

    İnsanlara baktığınız zaman ne görüyorsunuz? Aklınızdan neler geçiyor? Ne düşünüyorsunuz onlar hakkında? 

    Zaman zaman hepimiz çeşitli nedenlerden dolayı insanlardan uzak durmaya çalışıyoruz.  

    Kutsal Kitap’a baktığımız zaman çok farklı profilde insanlar görüyoruz. Bugün bu sahneden Yahuda’nın son krallarından bazılarını geçirelim mi? Bakalım onlar hakkında neler düşüneceğiz... İçlerinden eminim ki tanıdıklarımız çıkacaktır. Bu krallar  2.Krallar 21-25. bölümlerde anlatılan krallar.

    Yahuda’nın bu son kralları bugün etrafımızda yaşayan insanlara çok benziyorlar. Örneğin, Hizkiya. Rab’bin gözünde doğru olanı yapıyor. Putları kaldırıyor. Tanrı’ya güveniyor ve Rab’be çok bağlı bir insan. Tanrı’nın yolundan ayrılmıyor. Filistlilerle savaşıyor ve onları bozguna uğratıyor. Asur Kralı’na karşı ayaklanıyor ve ona kulluk etmiyor. Hem kendi hem de halkının özgürlüğüne düşkün. Ama bir gün büyük bir hata yapıyor, bir günaha düşüyor. Gururlanıyor! Babil Kralı’nın gönderdiği elçileri kabul ediyor. Bunda bir sakınca yok ama kabul etmekle kalmıyor, bir de adamları alıp sarayında ne kadar değerli şey varsa, hazineleri, silahları, herşeyi adamlara gösteriyor. ‘Bak, ne kadar zenginim! Şu silahlara bak, ne kadar güçlüyüm!’ demeye getiriyor. Rab’bin gururlu insanlardan nefret ettiğini nedense aklına getirmiyor. Cezası, gurur duyduğu bütün bu değerli şeylerin Babilliler’in eline geçecek olması ve soyundan gelecek bazı çocukların Babil’e götürülüp hadım edilmeleri oluyor. 
    
    Televizyonda bir araba reklamı var. Reklamdaki kız babasının arabasıyla gurur duyuyor ve arkadaşına ‘Sizin arabanızda şu var mı, bu var mı?’ diye soruyor. Gurur her çağda ve her yaşta var. 

    Hizkiya’nın oğlu Manaşşe babasının ölümünden sonra on iki yaşında kral oluyor. Tam elli beş yıl boyunca krallık yapıyor. En uzun dönem Yahuda krallığı yapan kişi. Krallığı boyunca öyle kötü şeyler yapıyor ki Rab’bi çok kızdırıyor ve Rab Yeremya 15.bölüm 4.ayette şöyle diyor: “Yahuda Kralı Hizkiya oğlu Manaşşe’nin Yeruşalim’de yaptıkları yüzünden bütün yeryüzü krallıklarını dehşete düşüreceğim.”

    Rab’bin gözünde ne kadar kötü ve iğrenç şey varsa hepsini yapıyor. Babası puta tapılan yerleri yok etmişti ama o babasının aksine buraları yeniden yaptırıyor. Bazen çocuklar babalarından ne kadar farklı olabiliyorlar değil mi? Baal için sunaklar kuruyor, Aşera putu yapıyor. Rab’be tapmaktansa gök cisimlerine tapıyor ve onlara kulluk ediyor. Rab’bin tapınağında sunaklar kuruyor ama Rab için değil, gök cisimlerine tapmak için. Oğullarını ateşte kurban ediyor. Falcılık yapıyor, büyücülük yapıyor. Rab’be danışmaktansa medyumlara, ruh çağıranlara danışıyor. Adam o kadar ileri gidiyor ki yaptırdığı Aşera putunu alıp Rab’bin Tapınağı’na yerleştiriyor. Kendisinin yoldan çıktığı yetmezmiş gibi bir de halkı yoldan çıkarıyor ve onları da günaha sürüklüyor. Diğer uluslar da kötülükler yapıyorlar ama bunlar diğerlerinden daha çok kötülük yapıyorlar. Kral Manaşşe aynı zamanda bir cani. Çok sayıda suçsuz insanın kanını döktürüyor. Gurur, ihanet, putperestlik. Rab onu uyarıyor ama Rab’bin uyarılarına aldırış etmiyor. Bugün de Rab insanları gittikleri kötü yoldan dönmeleri için uyarıyor ama kaç kişi gerçekten Rab’bin uyarılarına kulak asıyor?

    Manaşşe’nin tövbe etmesi için büyük bir olayın olması gerekiyor ve oluyor da. Asurlular tarafından esir alınıyor ve burnuna çengel takılıp, tunç zincirlere bağlanıp Babil’e götürülüyor. Bazen bir insan o kadar yoldan çıkabilir ki uyarıların hiçbirini duymaz, görmez. Başına bir gün büyük bir felaket gelir ve bu felaketin sonucunda ancak düşünmeye fırsat bulur. Manaşşe’nin başına gelen de bu oluyor. Tanrı’ya yakarıyor, Rab’bin önünde alçakgönüllü davranıyor. Rab yakarışlarını, duasını duyuyor ve onu alıp yine Yeruşalim’e, krallığa geri getiriyor. Rabbimiz ne kadar merhametli değil mi? Ne kadar çok günah işlemiş olursak olalım tövbemizi duyan, gözyaşlarımızı silen O’dur! Ve O övülmeye layıktır!

    Manaşşe geri dönünce daha önceden yaptığı hataları düzeltmeye çalıştı. Davut Kenti için yüksek bir dış sur yaptırıyor, surlu kentlere komutanlar yerleştiriyor ve sadece kendisinin değil ama halkın güvenliğini de sağlamaya çalışıyor. Bugün de kiliselerde hizmet edenler ruhsal anlamda bunu yapmaya çalışıyorlar. Hem kendilerini hem de kiliselerindeki kardeşlerini korumaya çalışıyorlar. Amaçları hayatlarınıza egemen olmak değil ama sizi dışarıdaki tehlikerden, günahlardan korumak. Manaşşe  günaha düştü, uyarıları dinlemedi ama başına felaket gelince tövbe etti. Tövbe etmekle kalmadı, geçmişte yaptığı yanlış şeyleri düzeltmeye çalıştı. Her birimiz için ruhsal hayatlarımızın sağlıklı olması çok önemlidir. Manaşşe putlar dikmişti. Bunları kaldırıp kentin dışına attı. Bizim de hayatımızda putlar varsa bunları Manaşşe’nin yaptığı gibi hayatımızdan çıkarıp atmalıyız. Manaşşe ruhsal hayatını canlandırdı. Bunun için Rab’bin sunağını yeniden kurdu ve esenlik ve şükran kurbanları kesti. Bizim de ruhsal hayatlarımızı canlandırmamız, canlı tutmamız gerek. Kutsal Kitap’ınızı en son ne zaman okudunuz? En son ne zaman, ne için dua ettiniz? Kiliseye ne kadar sıklıkla gidiyorsunuz? İçinizde esenliğiniz kalmadığında sebebini soruyor musunuz kendinize? Dua edin, Kutsal Kitap’ınızı okuyun, Rab’bi dinleyin ve kardeşlerle beraber olun. Bakın hayatınız nasıl değişiyor. Hayatlarımızda günah varsa tövbe etmek ve Rab’be dönmek için Manaşşe’nin yaptığı gibi başımıza bir felaket gelmesini beklemeyelim.

    Manaşşe önce kendi ruhsal hayatını bir düzene koydu, sonra da halka Rab’be kulluk etmeleri için buyruk verdi. Biz de önce kendi ruhsal hayatlarımızı bir düzene sokmalıyız. Sonra diğer kardeşlere ruhsal hayatlarında teşvik olmalıyız. Kiliselerde hizmet eden önderler de aynı şeyi yapmalı. Kendi ruhsal hayatımız kötü giderken diğerlerine nasıl yardımcı olabiliriz?

    Bazıları da var ki Manaşşe’nin oğlu Amon’a benziyorlar. Amon babasının yerine kral oluyor. Yaptıklarıyla babasının oğlu olduğunu ispat ediyor. Ama bir fark var: Manaşşe de çok kötü şeyler yapmıştı ama sonradan tövbe etti ve yaptığı yanlışları düzeltmeye çalıştı. Amon’sa giderek suçunu arttırıyor ve Rab’bin önünde alçakgönüllü olmuyor. Görevlileri sonunda onu öldürdüler. Bugün de insanların çoğu hayatlarının sonuna kadar kötülük yapmaya, günah işlemeye devam ediyorlar. Tövbe etmiyorlar. Amon’dan bir farkları yok aslında. 

    Yoşiya Amon’un oğlu. Manaşşe’nin torunu. Hem babası hem de dedesi Rab’bin gözünde kötü olanı yaptılar. Dedesi sonradan Rab’bin önünde alçakgönüllü oldu ve tövbe etti ama babası tövbe etmeden öldü. 

    Yoşiya yaptıklarıyla çok farklı bir kral oldu. 2.Krallar 23.bölüm 25.ayet şöyle diyor Kral Yoşiya hakkında: “Ne ondan önce, ne de sonra onun gibi candan ve yürekten var gücüyle Rab’be yönelen ve Musa’nın yasasına uyan bir kral çıktı.”

    Peki ne yaptı Yoşiya? Ne yaptı ki Kutsal Kitap ondan bu kadar övgüyle bahsediyor?

    8 yaşında kral oldu. 

    16 yaşında, atası Davut’un Tanrısı’na yönelmeye başladı. Sağa sola sapmadan atası Davut’un bütün yollarını izledi. Rab’bin gözünde doğru olanı yaptı.

    20 yaşında, Yahuda ve Yeruşalim’i puta tapılan yerleden ve putlardan arındırmaya başladı. Önce ülkeyi ve tapınağı arındırdı. Sonra Rab’bin Tapınağı’nı onartmaya başladı. Bunu yaptığında 26 yaşındaydı. 

    Tapınağın onarımı sırasında kahin Hilkiya Musa aracılığıyla verilmiş olan Rab’bin Yasa Kitabı’nı buldu ve kitabı yazman Şafan’a verdi. Şafan da kitabı Kral Yoşiya’ya götürdü. Şafan kitabı Yoşiya’ya okuyunca Yoşiya giysilerini yırttı. Çünkü Rab’bin öfkesinin ne kadar büyük olduğunu fark etti. Atalarının Rab’bin sözüne kulak asmadıklarını biliyordu. Kendini alçalttı, Rab’bin huzurunda ağladı, yalvardı. Ataları artık hayatta değillerdi, onlar için birşey yapamazdı ama o anda hayatta olanlar için henüz çok geç değildi. Biz de şu anda hayatta olan aile üyelerimiz için Rab’be yakarmalıyız. Onların da kurtulmaları için Rab’be dua etmeliyiz. 

    Kral Yoşiya Rab’bin sözlerini sadece okumadı ama halka da okudu. Kiliselerde vaaz vermemizin, Kutsal Kitap çalışması yapmamızın sebeplerinden biri de budur. Sadece biz değil ama kilisedeki diğer insanların da Rab’bin sözlerini bilmeleri gerekir. 

    Yoşiya Kutsal Yasa’yı bilmekle yetinmedi ama Rab’bin buyruklarını, öğütlerini, kurallarını candan ve yürekten uygulayacağına, bu kitap da yazılı antlaşmanın koşullarını yerine getireceğine ilişkin Rab’bin huzurunda antlaşma yaptı. Rab’bin buyruklarına mecbur olduğumuz için mi uyacağız yoksa içimizden gelerek, candan ve yürekten mi uyacağız? İnancımızı sadece bilmekle, öğrenmekle mi kalacağız? Uygulayacıları da olacağız. 

    Yoşiya önce kendisi için antlaşma yaptı Rab’bin huzurunda sonra da Yeruşalim ve Benyamin halkına bu antlaşmaya bağlı kalacaklarına dair ant içirdi. Kilise önderleri ve hizmet edenler de böyle olmalı. Neden uçaklarda çocuklardan önce bizim maske takmamız gerekir? Çünkü biz iyi olmazsak onlara yardım edemeyiz. 

    Kral Yoşiya Rab’bin gözünde doğru olan daha çok şeyler yaptı. Halk kral yaşadığı sürece atalarının Tanrısı Rab’bin ardınca yürümekten vazgeçmedi. Rab’bin yolunda olan önderler kiliselerindeki kardeşlerin de Rab’bin yolunda daha sağlıklı yürümelerine yardımcı olurlar. 

    Yoşiya’dan sonra gelen kralların hepsi de Rab’bin gözünde kötü olanı yaptılar. Sonuçta Babilliler geldiler ve Yeruşalim’e girdiler. Her şeyi ateşe verdiler, yaktılar, yıktılar. Halkı sürgün ettiler. Değerli şeyleri alıp götürdüler. 

    Bütün bu kralların yaşamlarından kendimize dersler çıkartmamız gerekiyor ve şimdi bu sahneden geçme sırası bizde:

    RAB Tanrı verdiği sözlerinin hepsini tutacak ama O’nun yasalarına karşı olan günahları yargılar. Hayatımızda günahlar var mı? Günah tutsaklıktır. Günah işliyorsak tövbe etmeli ve günahlarımızdan dönmeliyiz. Mümkünse geçmişte yaptığımız zararları telafi etmeliyiz.

    RAB’bin seçtiği halk O’nun buyruklarına uymalıdır. O’nun  buyruklarına göre yaşarsak huzur ve esenlik içinde olacağız.  

          İnsanlar, Tanrı’nın yardımına bağlı olmazlarsa ve O’ndan uzakta olurlarsa günaha daha kolay düşerler ve  daha çok yanlış şeyler yaparlar.

    Hizmet edenlerin çok büyük sorumlulukları var çünkü sizin Rab’be sadakatiniz kilisenizdeki kardeşleri de etkiyecek.
 

Yazı 4059 kez okundu
Etiketler: doğru

Kimler çevrimiçi

17 konuk ve 17 kullanıcı çevrimiçi.

Giriş

Aşağıdaki sağlayıcılardan birindeki mevcut hesabınızla giriş yapın.

gmail twitter openid
Bodrum Lutuf Kilisesi Rss Feeds Yukarı git